#konu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
#konu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2018 Cuma

PALAVRACI ASKER / PLAUTUS





OYUN İNCELEME VE DEĞERLENDİRME YÖNTEMİ (KLASİK)

OYUN : PALAVRACI ASKER / PLAUTUS

PS : Oyunun bir bölümünde Palestrlyo seyirci ile konuşur. Bu nedenle oyun açık biçimlidir diyebiliriz.

UZAM : Efes
ZAMAN Gece yarısı, sabah..
palavracı asker ile ilgili görsel sonucu
MEKAN : Bütün olay, Efes'in bir sokağında, Pirgopolinikes ve Pcriplektomenııs'un bitişik evlerinin önünde geçer.
KİŞİLER :
·        Pyrgopolinices: Palavracı asker.Kral Seleukosun ücretli askeri.
·        Artotrogus: Pyrgopolinicesin dalkavuğu.
·        Palaestrio: Pleusiclesin eski, Pyrgopolinicesin yeni kölesi.
·        Periplectomenus: Bir ihtiyar. Pleusiclesin arkadaşı.
·        Sceledrus: Pyrgopolinicesin kölesi.Tırnaklarını yiyen gergin biri.
·        Philocomasium: Pleusiclesin sevgilisi, Pyrgopolinicesin kapatması.
·        Pleusicles: Philocomasiumu seven delikanlı.
·        Lurcio: Kilercinin yamağı.
·        Milphidippa: Acroteleutiumun hizmetçisi.
·        Acroteleutium: Periplectomenusun kapatması.
·        Cario: Aşçı.


*Üsküp Türk Tiyatrosu
ÇATIŞMA
İnsanın İnsan İle Çatışması : Pyrgopolinices ile Palaestrio’nun ilişkisi örnektir.
İnsanın Toplumla Çatışması : Bir kadının bir erkekle ilişkide bulunması (öpüşmesi görüldüğü için) ve yine evli bir kadının başka bir erkekle beraber olmaması gerektiği konusu örnek verilebilir.
Toplumun Toplumla Çatışması : Askerlerin (asker olan ve asker yetiştirilen kişi ) ve asker olmayan kişilerin / topluluğun çatışması.
AKSİYON : Aldatmalar, yalancılar, kimlik karışıklıkları ile sarpa saran aşk konuları etrafında şekillenir. Palavracı Asker’in palavralarının ortaya çıkması.
DRAMA : Komedi
DRAMATİK OLAY : Öpüşmenin görülmesi olayı başlatan kıvılcımdır.
KONU : Palavracı Asker, çok çapkın olmakla övünen, fazla gösterişli, gururunun esiri olan, evlenmek için kız kaçıran ama onun gevezeliklerinden bıkmış olan uşağı ve komşuları tarafından kandırılan bir askerin hikayesidir.

plautus ile ilgili görsel sonucu
ÖYKÜ :  Palavracı asker kapatmasını Atinadan kaçırır, Ephesosa getirir. Kadının aşığının kölesi, bir görev ile uzakta bulunan efendisine bu haberi ulaştırmak ister. Ama denizde esir edilir, o askere armağan olarak verilir Pyrgopolinices, kahramanlık hikyeleri uydurarak övünmektedir. Dalkavuğu Artotrogus da onu bir yandan övmekte bir yandan da onunla alay etmektedir. Palaestrio, öndeyişi söyler. Periplectomenus, evin çatısına çıkan Sceledrusun içeriyi gözetlediğini ve Philocomasiumu gördüğünü söyler. Palaestrio, bu durumdan kurtulmak için Pyrgopolinicese kızın bir ikizi olduğu yalanını söylemeye karar verir. Palaestrionun uyarısıyla kız da böyle konuşarak Sceledrusu inandırır. Periplectomenus da konuğuna hakaret ettiği için Sceledrusu azarlar. Başına geleceklerden korkan Sceledrus susmaya karar verir. Pleusicles, Periplectomenusa göstermiş olduğu konukseverlik ve yapmış olduğu iyilikler için teşekkür eder. Palaestrio, Pyrgopolinicese düzen kurmak için güzel ve fettan bir kadın bulmak istediğini söyler. Kadın, kendini Periplectomenusun karısı olarak tanıtacak ancak Pyrgopolinicese aşık numarası yapacaktır. Periplectomenus, Acroteleutium adlı kadını bu iş için görevlendirir. Kadın askere bir yüzük gönderecek, onunla olmak istediğini söyleyecektir. Palaestrio, Acroteleutiumun gönderdiğini söylediği yüzüğü Pyrgopolinicese vererek, kadının ona aşık olduğunu söyler. Bu duruma çok sevinen asker, Philocomasiumu göndermeye karar verir. Hizmetçisi Milphidippa da askere gelip hanımının ona şık olduğunu söyler. Pyrgopolinices, Philocomasiuma istediği her şeyi alıp gitmekte serbest olduğunu söyler. Pleusicles de denizci kılığına girip onu Atinaya götürür. Acroteleutium kur yaparak Pyrgopolinicesi Periplectomenusun evine sokar. Evli bir kadınla beraber olmaya kalktığı için Periplectomenusun köleleri tarafından dövülür. [1]

OLAY DİZİSİ :
1.      Periplectomenus evin çatısında birinin Phillocomasium’u gözetlediğini görür.
2.      Palaestrio ise bu durumdan kurtulmak için ikiz yalanına başlar.
3.      Palaestrio bir kadın aramaya başlar.
4.      Bir kadın bulunur ve bu kadından Pyrgopolinicese’e aşıkmış numarası yapması istenir.
5.      Philocomasium’un aradan çıkması için ülkeden gönderilmesine karar verilir.
6.      Acroteleutium, cazibesi ve oyunculuğuyla Pyrgopolinicesi Periplectomenus’un evine almayı başarır.
7.      Pyrgopolinices evli bir kadınla ilişkiye girmeye çalıştığı için köleler tarafından eziyet edilir.

TEMA : Palavra

KAYNAKLAR
1.      Gürgen, A.”Plautus’un Komedilerinde Kadın Karakterler Üzerine Bir İnceleme” , s70, 71,72.73,74

SÜNDÜZ ADİLAK
ARALIK / 2016



29 Aralık 2017 Cuma

PHAIDRA / RACİNE


OYUN İNCELEME VE DEĞERLENDİRME YÖNTEMİ (KLASİK)
OYUN : PHAIDRA / RACİNE [1]
PS : Phaedra öyle bir oyundur ki, geçmişten günümüze birçok  sanatçıya ilham kaynağı olmuştur. Emile Zola ve Marcel Proust Phaedra ile ilgil kitaplar yazmış, Alexandre Cabane onu hayal edip bir tuvale aktarmış,  Jean-Philippe Rameau ilk operasını yine bu hikayeye dayandırmıştır.
Şekil 1 : Phaedra  -  Alexandre Cabane   (1880)
Resim, Phaedra'nın cömertçe dekore edilmiş bir yatakta uzatılmış halde olduğunu, bir kolunun başını desteklediğini ve birinin de pahalı perdede parmak uçlarından asıldığını tasvir ediyor. Dağınık saçlarını dekore edilmiş yastık üzerinde sergilerken, resim yüzünün sol tarafına bakıyor, yüzü karanlık ve kararlı görünüyor. Açık beyaz bir tabakayla kaplı soluk çıplak vücudu, etrafındaki koyu kırmızı, siyah ve altın tonlarıyla çelişiyor. Bekleyen iki bayan sağ tarafta. Biri ayakta duruyor, ama hafifçe çömelmiş ve aktifmiş. Phaedra'ya bakarken vücudunun yarısı kadar gözüküyor, elleri sanki kadını hareket ettirmeye davet ediyormuş gibi kavramış. İkinci bayan Phaedra'nın yatağında uyuyor, gözleri kapalı, kafası geriye yaslanmış, sanki bazı ağır duyguların yorgunluğundan kurtulmuş gibi oturuyor. Yataktaki lüks kumaşlar dağılmış ve sanki bir süre yatak yapılmamış gibi kaymış. Altta, pahalı bir kürk halı duruyor, kalkanı andıran altın tonlarndadır. Mobilya ve mimari oryantal desenlerle süslenmiş, tiyatro ve zenginlik açısından yabancı bir görünüm yaratıyor. Resimdeki ışık kaynağı solda bulunan resim düzleminin dışından gelmekte ve arka plandaki loş aydınlatmalı fener ile çelişmektedir. [2]
“THERAMENES :  O  sulara vardım ki yutmuştu ikaros’u
Hangi yeni ümitle, hangi mutlu bir ele
Ondan haber sormayı umuyorsunuz böyle..? “

PS-1 : İkaros, Girit’li mimar Daidalos’un oğludur. Dünyada ilk uçan adam olarak ün bırakmıştır. Baba-oğul kral Minos’un emiryle Labyrintos’a kapatılınca, Daidalos oradan çıkmak ve kaçıp kurtulmak çarelerini aramış. Uzun uzun çalıştıktan sonra kendisi ve oğlu için birer çift kanat yapmış ve onları balmumuyla omuzlarına yapıştırmış. Uçmadan önce de İkaros’a ne çok alçaktan uçmasını, ne de fazla yükselip güneşin ışınlarına yakın gelmesini salık vermiş. Ne var ki havalandıktan sonra İkaros babasının bu sözünü unutmuş, başarısından dolayı gurura kapılmış ya da hava sarhoşluğuna tutularak yükseldikçe yükselmiş, güneşin ışınlarına aldırmamış, giderek doğayı yenmek, özgürlüğe kavuşmak sevinciyle Helios’u hor görme suçunu da işlemiş. Güneş tanrı onun kanatlarını tutan balmumunu eritmiş, İkaros da tepetaklak denize düşmüş ve boğulmuş. Ege’de Sisam adasının  çevresindeki denize İkaros denizi denmiştir bundan böyle. İkaros’un eşsiz serüveni her çağda sanatçıları esinlemiş, bunların arasında en etkili, ilginç eseri yaratan ortaçağ ressamı Brueghel olmuştur.(Daidalos). [3]
Şekil 2: İkarus’un Düşüşü – Pieter Bruegel (1558)
İkarus toplumun dışına itilmek pahasına sınırları zorlayan, hayatı pahasına da olsa uçlarda yaşamak için cesaretle kanat çırpan bir kahraman, bir idoldür. Hollandalı ressam Pieter Bruegel ise bu resimnde İkarus’ un destansı hikayesinin sıradan insanların gözünde ne kadar önemsiz olduğunu anlatır. İkarus güneşe kadar olan yolculuğundan düşerekte olsa dönüyordur fakat gündelik hayatına devam eden insanların en ufak bir ilgisini bile çekmemiştir bu düşüş. Çiftçiler, çobanlar, balıkçılar bu düşüşü suya düşen herhangi bir şey olarak duymuş ve istiflerini bozmadan işlerine devam etmişlerdir. Efsanenin ve resmin başkahramanı İkarus’u resimde bulmak ise biraz zor…[4]
ZAMAN : Bir gün
MEKAN : Peloponnesos’ta bir şehir olan Troizen
KİŞİLER :
THESEUS : Atine kralı Egus’un oğlu.
PHAIDRA : Theseus’un karısı, Minos ile Pasiphae’nin kızı. Hippolytos’a (üvey oğluna) aşık evli,çocuk sahibi,aşkının esiri olmuş,çaresiz ve ölümü düşleyen soylu bir kadın.
HİPPOLYTOS : Theseus’un ve Amazonlar kraliçesinin Antiope’nin oğlu.Hissiz ve kadınları ve aşkı hor gören biri, fakat sonrasında büyük aşka düşüyor.
ARİSİ : Atina kraliyet sülalesinden prenses. Esirdir. Kardeşini savaşta kaybetmiş artık aşk,özgürlük ve huzur isteyen bir kadın.
OYNONE : Phaidra’nın süt ninesi ve nedimesi. Phaidra’yı seven ve onun yaşamasını sağlamak için elinden geleni yapan ama aslında onu daha da acılar içine itecek olaylara sebep olan yani oyundaki ironinin sebebi olan kadındır.
THERAMENES : Hippolytos’un mürebbisi.
İSMENE : Arisi’nin nedimesi.
PANOPE : Phaidra’nın nedimelerinden.
MUHAFIZLAR.
ÇATIŞMA
İnsanın İnsan İle Çatışması : Phaidra – Hippolytos ,Phaidra – Theseus , Phaidra –Oynone, Theseus – Hippolytos örnek verilebilir.
İnsanın Kendisiyle Çatışması : Phaidra’nın ve Theseus’un solilogları örnektir.
İnsanın Soyut Varlıklarla Çatışması : Phaidra’nın yazılmış kötü kaderi ve kehanetinden dolayı tanrıları suçlar.
İnsanın Toplumla Çatışması : Phaidra üvey oğluna aşık olamayacağını, bunun toplumsal ve dinsel sebeplerden ötürü hoş karşılanmayacağını bildiği için sürekli kendini ve tanrıları suçlar. Aşkına sahip çıkamaz. Aslında bu da pasif bir toplumla çatışmadır diyebiliriz. Hatta sonunda kendisini yaşayamadığı aşkı uğruna öldürmesiyle çatışmasını eyleme dökmüş ve aktif bir hale getirmiştir.
*Yine buradaki çatışmanın bir örneği Melih Cevdet Anday’ın İçerdekiler oyununda da işlenmiştir. Kısa bahsetmek gerekirse: Adam kadınla yatmak istemektedir. Kadın bunu kabul etmeyince başka bir yol dener ve kadına “Yarın ölecek olsam ve son dileğim seninle yatmak olsa bunu kabul eder miydin..?” diye sorar. Kadın da “Tanrının bir emri olduğu için kabul edebilirdim.” der. Adam da bunu üzerine “Benimle yatmam için ille de ölmem mi gerekiyor..! “ gibi bir cümle kurar. İnsanın yaşadığı çevreyle çatışmasını anlatan iki güzel oyundur Phaidra ve İçerdekiler.
Toplumun Toplumla Çatışması : Oyunun başında Theseus’un öldüğü haberi üzerine onun yerine geçecek iki seçenek vardır. Ya Phaidra’nın öz oğlu ya da Phaidra’nın üvey oğlu Hippolytos. Halk kendi içinde gerçek oğul ile üvey oğlu destekleyenler olarak ikiye bölünmüştür. Tabi bu çatışmaya yazar belli bir sayfa ayırmamıştır. Sadece meydana gelen olaylar bütününden biz bunu anlarız.
AKSİYON : Phaidra’nın yaşadıklarına rağmen mutlu sona ulaşıp ulaşmayacağı sorusu aksiyonu canlı tutar.
·         İç Aksiyon :.Phaidra’nın aşkını yaşama ümidi / ümitsizliği içine düşmesi.
·         Dış Aksiyon : Phaidra’nın kendini öldürmesi.
DRAMA :  Tragedya
DRAMATİK OLAY : Asal ve yan olarak iki tane dramatik olay olduğunu düşünüyorum.
·         Yan Dramatik Olay : Theseus’un ölüm haberi. Bu haber ile Phaidra ve Hippolytos gerçekten hissettiklerini söylemişlerdir. Fakat çözüme vardık derken yazar tekrar bir düğüm atar.
·         Asal Dramatik Olay :  Theseus’un ölmediği haberidir. Bunun üzerine Phaidra yalan söylemek zorunda kalır ve Hippolytos’ta bu sebep nedeniye Arisi ile kaçmak ister fakat ölür.
KONU : Üvey oğluna aşık olan ve nedimesi yüzünden soyluluğundan ödün veren bahtsız bir kraliçenin ümitsiz hikayesidir anlatılan.

ÖYKÜ :  Theseus girdiği savaşta kral tarafından zindana atılır. Zindancısını kandırarak ordan kurtulmayı başarır. Minos ve Pasiphae'nin kızı olan Phaedra, Theseus ile evlidir. Ve üvey oğlu Hippolyta’ya sürekli kötü davranır ve onu ülkeden uzaklaştırmak ister. Başarır da. Araadan biraz zaman geçince kocası Hippolytus’u tekrar ülkeye getirir. Sonrasında anlaşılır ki Phaedra, Theseus'un Amazon kraliçesi Hippolyta'nın kız kardeşi Antiope'den olma üvey oğlu Hippolytus'a aşıktır. Bir anlatıma göre, Phaedra Hippolytos’a aşkını açıklamasına rağmen bu aşkına bir karşılık bulamaz ve Hippolytos’un kendisine tecavüz ettiğini belirten bir mektup yazarak intihar eder. Hippolytos’un babası Theseus ise Phaedra'nın ölümüne oldukça üzülür ve Hippolytus’un suçluluğuna inanır. Hippolytus savaş arabasını deniz kıyısında sürdüğü esnada üzerine gelen dev bir dalga üzerine gelir. Dalga geriye çekildiğinde ise Hippolytos’un cansız bedeni bulunur.Phaedra bu acıya dayanamaz ve intihar eder.
OLAY DİZİSİ :
1.      Hippolytos babasını aramaya diye ülkesinden gitmeye kara verir. Fakat asıl sebep güzel Aris’i den kaçmaktır.
2.      Phaidra dayanamaz ve bir gün Oynone’ye yani nedimesine bu kederli halinin sebebinin üvey oğluna duyduğu aşkın sebep olduğunu söyler.
3.      Üvey oğlu ülkeden ayrılacakken babasının öldüğü haberini alır.
4.      Babası öldüğü için ülkeye kral o olacağını düşünür Hippolytos ve esir Arisi’yi özgürlüğüne kavuşturacağını söyler. Aynı zamanda ona olan aşkını da itiraf eder.
5.      Ardından Phaidra üvey oğlu ile görüşmek ister ve bu zamana kadar ona kötü davranmasının sebebini yani aşkını açıklar. Hippoytos bunu kabul etmeyince onun kılıcıyla kendini öldürmek ister.
6.      Phaidra reddedilmenin ve üvey oğlun aşık olmanın acısını ve çaresizliğini yaşarken kocasının ölmediği ve ülkeye geri döndüğü haberini alır.
7.      Oynone’nin yardımıyla üvey oğlunun kendisine aşık olduğunu ve ona tecavüz ettiğini söyler krala.
8.      Bunun üzerine kral oğlunu ülkeden sürmek ister. Fakat oğlu da Phaidra’yı değil Arisi’yi sevdiğini söyler.
9.      Kral oğlundan duyduklarını Phaidra’ya söyleyince tekrar kendini öldürmeye karar verir.
10.  Bu sırada Hippolytos Arisi’ye zindandan kaçmayı teklif eder kendisiyle birlikte tabi. Olanları anlatır ve Arisi ondan gerçekleri anlatmasını ister.
11.  Kralın vicdanı rahat değildir. Oynone’yi çağırıp olanları tekrar dinlemek ister. Fakat Oynone ölmüştür.
12.  Sonrasında tanrılar tarafından oğlu da öldürülür.
13.  Phaidra canına kıyarken gerçeği anlatır krala. Kral hatasını anlar ve oğlunun cesedini öpmeye gider.
TEMA : Tek kanatlı kuş uçmaz.
*Phaidra oyunundaki Oynone ile Macbeth oyunundaki Lady Macbeth’i birbirine yakın olduğunu görebiliriz. Oyunda Phaidra egemen gibi gözükse de (fiilen) aslında bütün olayların sorumlusu ve onu yürüten (belki de talihsiz bir şekilde bunun farkında olmadan) Oynone’dir.Macbeth’de de erkek egemen bir düzen gözükse de aslında alttan kadının (Lady Macbeth’in) egemen olduğunu ve işlerin onun tarafından yürütüldüğünü biliriz. Oynone bunu bilinçsiz yapmaktadır ama Lady Macbeth olacakların bilincindedir.
MİTOLOJİK KAVRAMLAR [3]
Akheron : (1) Aeneas destanında anlatılan Akheron çamurlu suların kaynayıp burgaçlandığı dipsiz bir bataklıktır.Kharon’un kayığıyla bu çamur ırmağını geçtikten sonradır ki varılır asıl Hades’e. (2) Akheron Yunaistan’ın Epir bölgesinde akan bir ırmağın da adıdır. Belki ıssız bir bölgede derin bir yarın içine dalıp kapkara bir batak olarak denize döküldüğü içindir ki, ilkçağ bu ırmağın yer altı dünyasına aktığına inanmıştı.Yanlış bir etimoloji adını “Acılar Irmağı” (akhos, Yun. acı demek)diye tanımlardır.
Pallas : Tanrıça Athena’nın adının başına takılan bir ad.
Alkides : Herakles’e verilen bir addır.
Minotauros : Adı Minos’un boğası anlamına gelen Minotauros insan bedenli, boğa başlı bir canavarmış. Tanrı Poseidon’un kral Minos’a gönderdiği bir boğa ile Minos’un karısı  Pasiphae’den doğmaymış. Minos bu korkunç yaratığı saklamak için mimarı Daidalos’a Labyrinthos sarayını yaptırmış. Theseus Minos’un kızı Ariadne’nin yardımıyla Minotauros’u öldürmüş.Minatauros Girit sanatında derin izler bırakmış olan bir boğa kültünün simgesi olsa gerek.
Helena : Zeus’tan kaçan öç tanrıçası Nemesis dünyayı dolaşmış ve biçimden biçime girmiş, günün birinde bir kaz oluvermiş, Zeus da bir kuğu kuşuna dönüşüp yaklaşmış ona.Nemesis’in doğurduğu yumurtayı çobanlar bulup Leda’ya getirmişler. Yumurtadan çıkan kızı ( Helena) Leda kendi çocuğu gibi büyütmüş. Helena’yı yaratan Homerostur.
Ariadne :  Minos’la Paisphae’nin kızı. Theseus Girit’e Minotauros’la çarpışmaya geldiğinde Ariadne yiğidi görmüşve görür görmez de ona tutulmuştu.Minatauros’un bulunduğu binbir dehlizli Labyrinthos mağarasında kaybolmaması için eline bir yumak iplik vermişti. Theseus da karışık ve karanlık dehlizlerden ilerledikçe yumağı açıp yere bırakıyormuş.Canavarı öldürdükten sonra çıkış yolunu ona bu iplik göstermiş.Sonrqa da Ariadne’yi kaçırıpNaksos adasına varmışlar.Ama Theseua kızı o adadabırakıp gitmiş, bir gece kız uyurken gizlice kaçmış. Ariadne uyanıp bakmış ki adada yapayalnız, ama üzülmeye vakit kalmadan tanrı Dionysosgelmiş, kızın güzelliğine vurulmuşve onu alıp Olympos’a götürmüş.Düğün hediyesi olarak Ariadne’ye Hephaistos’un yaptığı altın bir taç vermiş, sonra da taç gökte bir yıldız olmuş.
Venus : Çok eski bir Latin tanrıçasının adıdır. Meyve bahçelerinin koruyucusu olarak saygı gören Venus sonradan Yunan etkisi altında Aphrodite ile bir tutulmuştur.
Kokytos : İniltiler ırmağı anlamına gelen Kokytos ölüler ülkesinde akan ve Akheron’a dökülen bir ırmaktır. Odysseus yeraltı dünyasına inmek için çukuru orada kazacaktır.Pyriphlegeton(pyr ateş demek) kaynar sulu bir ırmak olduğu halde, Kokytos’un suları buz gibi diye tanımlanır.
KAYNAKLAR
1.      Racine, Phaidra, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul, 1945.
3.      Azra Erhat, Mitoloji Sözlüğü, Remzi Kitapevi. 2007.
SÜNDÜZ ADİLAK
ŞUBAT / 2017