19 Nisan 2018 Perşembe

Feodalizm


1)      BİR SİYASAL SİSTEM VE TOPLUM DOKUSU OLARAK FEODALİZM NEDİR?

     Feodal Sistem; lord ile vassallar arasındaki ilişkiden ortaya çıkan bir sistemdir.Avrupa’da hızla yayışmış ve güçlü merkezi devletlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Feodal sistemde kısmi bir özgürlük anlayışı vardır ve bu da zamanla Avrupa’da Rönesans’ın doğmasında da etkili olacaktır.
     March Blosch’un da dediği gibi (1995, s.364), feodalite, devletin derin bir şekilde güçsüzleştiği ve özellikle de bireyleri koruma konusunda tamamen yetersiz kaldığı bir dönemde ortaya çıkmıştır. Feodal  toplum, kandaş bir toplum ve devlet gücünün egemen olduğu bir toplumdan hem farklı hem de onlardan sonra onlardan sonra ortaya çıkan bir tarz olduğundan dolayı onların damgalarını da taşımaktadır. Feodal toplumu belirleyen en kişisel bağımlılık, ilişkiler,ilkel arkadaşlık örgütlerinin yapay akrabalığından bazı şeyleri korumakta ve birçok küçük ve büyük yerel şef tarafından kullanılan komuta yetkileri de kral iktidarından koparılmış birçok özellik taşımaktadır.Böylece Avrupa feodalitesi daha önceki toplum tarzlarının sert bir şekilde çözülmelerinin ürünü olarak ortaya çıkmaktadır.
     Feodal düzen, kendisini var eden toplumsal koşulları yaratan Batı Roma İmparatorluğu’nda köleci düzenin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle evrensel değil de, Batı toplumlarına özgü olarak kabul edilmektedir. Feodalizm toprak malikliği üzerine dayalı bir yönetim biçimi, bir toplum yapısı, bir ekonomik rejim olarak tanımlanmıştır.Ayrıca feodal toplumu n genel özelliklerini şu şekilde sıralamak mümkündür :
·         Üretim tarzı
·         Hiyerarşik bir toplumsal tabakalar düzeni
·         Bir kültür ya da dünya görüşü olarak değerler kümesidir.(Ağaoğulları ve Köker, 2001, s.181)
       Feodal sistem iki temele dayanmaktaydı : Toprak ve kişisel ilişkiler. Feodal sistem içinde   kişisel ilişkiler, teorik olarak soyluların temsil ettiği toplumun üst kademelerinin korunması ilkesine dayanmaktaydı. Daha alt kademedeki bile senyör ya da vassal yüksek kademedeki bir senyöre saygı ve sadakat yemini eder, yüksek kademeli senyör bunun karşılığında vassalını korumayı vat ederek, ona geniş bir toprak ya da fief verirdi. .(Goff, 2005, s.45 – 46 )
     Feodalizm lord ile vassallar arasında karşılıklı hak ve görevler ilişkisine dayanmaktadır. Her ikisinin de önceden belirlenmiş hak ve görevleri vardır. Lord, vassalı koruyacak adaleti toprağını işleme ve ürününü toplamasını sağlayacak, vassallar arasında çıkacak toprak anlaşmazlıklarını çözecekti.
     Feodal toplum örgütlenmesinin istikrar kazandığı XI. Yüzyıldan itibaren bir yandan köylülerin piyasaya mal aktarabilecek bir düzeyde üretim yapma imkanı bulmaları diğer yandan manor* düzeni kontrollerinde tutan senyörlerin piyasalarda satılan mallara talep eğilimlerinin artması manor örgütlenmesini ve bu örgütlenmeye dayanan toplumsal ilişkileri değiştirmemiştir.Bu değişim, ticaretin ve kent yaşamının yeniden canlanmasıyla sonuçlanan ve beraberinde siyasal düşünce alanında da bir dizi değişikliği getiren bir süreçtir Modern topluma geçişin ya da ortaçağın sona erişinin başlangıç noktasını oluşturmaktadır. (Ağaoğulları ve Köker, 2001, s.181)
     Aslında feodal ilişki denilen bu özgün toplumsal ilişkinin doğasını vassallık oluşturmaktadır.Merkezi iktidarın çöktüğü, güvenliğin kalmadığı bir Avrupa’da toprak sahiplerinin varlıklarını korumak için köylülerin de güvenlik içinde yaşamak için adamlara ihtiyacı vardı. Bu durum, toprak sahipleri açısından askeri bakımdan güçlenmek anlamına geliyordu. Bu ihtiyacın ürünü olan vassallık bir adamın kutsal bir törenle bir adama bağlılık vaadinde bulunması ile gerçekleşiyordu. (Perry, 1985, s.193)
     Feodalitenin özellikleri siyasal ve kültürel alanda da ortaya çıkmaktadır. Ancak feodal toplumun tümel ve başat özelliği iktisadın, siyasetin, hukukun ve kültürün olabilecek en yüksek ölçekte atomize olması ve yerelselleşmesidir.Feodalite’nin en belirgin özelliği Fransızca’da ifade edilen “manoir”* ekonomisi sistemidir.Feodaliteyi M.Ö. II. Yüzyıldan başlayan sürece oturtmak mümkün olduğu gibi kurumların bedene bürünmesi açısından III. – IX.yüzyıllar arasına yerleştirmek mümkündür. Bu ikinci dönem, Roma İmparatorluğu’nun batısının çöküşüne denk geldiğinden sürekli savaşlarla geçmiştir. Özellikle IV. Yüzyıldan itibaren Barbarların Roma topraklarına silahla ve barışla yerleşmeleri, sayılarının azlığı nedeniyle nüfus üzerinde olumlu bir etki yapmamıştır.İkinci Barbar istilalarının yarattığı ortamda da Avrupa nüfusu büyük oranda azalmıştır.Emek kıtlaşmıştır.İşlenebilir toprak miktarını arttırmıştır.Bu durum feodal rantın, emek – rant biçiminde şekillenmesine yol açmış ve bu da feodalitenin kendine özgü rengini oluşturmuştur.Feodal dönemde üzerinde serf olmayan toprağın herhangi bir değeri yoktur.Örfi hukukta kaçan serfin yakalanıp senyöre iadesi konusunda kesin hükümler olması bu konuya ne kadar önem verildiğinin göstergesidir.Senyörlerin hakları sayılırken en başa “poursuite” yani kaçan serfin izlenip nerede olursa olsun geri getirilmesi denilen örfi kurumun kurulması ve bunun adeta kutsallaştırılması  feodalitenin kuruyucu unsurunun rantın bağımlı hale getirilen emek gücünden sağlanması olduğunu göstermektedir. Bu durumda feodal ekonomi, feodal sisteme yansımakta, baronlar arasında egemenlik mücadelesi özü itibariyle toprak üzerinde değil,serf üzerinde cereyan etmektedir.Bu durumda her senyör daha fazla serfe sahip olmaya çalışırken, bu durum toprak mücadelesi olarak görülmektedir.Zaman ve mekan olarak farklılaşmış üretim, sonuç olarak serflere bırakılan işlenebilir toprak miktarıyla senyöre tahsis edilmiş işlenebilir toprak modelini eşitlemektedir. Sistemdeki mantık şöyledir: Senyörün gerekli olan ürünü üretebilmesi için belli bir toprağa  ve belli bir süreye ihtiyacı vardır.Bu durum zaman ve mekan farklılığına gerekli ürün ile artık ürünün eşitlenmesine yol açmaktadır.

2)      FEODAL TOPLUMDA HRİSTİYAN KÜLTÜRÜNÜN KİLİSENİN GÜÇLENME SÜRECİ İLE BİRLİKTE GEÇİRDİĞİ DÖNÜŞÜMÜ ANLATINIZ.

     Feodal toplumun en başından beri temel bileşeni olan kilisenin de önemini gözden kaçıramayız. Çok sayıda ve genellikle geniş alan kapsayan toprak sahipliklerinin pek çoğu kilise senyörüydü. Piskoposlar, manastır rahiplerinin ve bütün manastırın senyörüydüler.Ayrıca kilise, dinsel ideolojik gerekçelerle bütün feodal sistemi destekliyordu.Tanrı gerçekten hepsinin senyörüydü.İnsanı ilk başta ilk günah esarete atmıştır. Serfler de kesinlikle insanın bu köleliğinin bedenleşmiş haliydi. Kilise, dünyevi senyörlerin müttefiki ayrıca bütün feodal sitem kemerinin kilit taşı olarak kabul ediliyordu. Ortaçağ Batı Hristiyan dünyasının tasarladığı ve idealize ettiği toplumsal harita nihayetinde üç büyük toplumsal işlevi kabul eden eski Hint Avrupa modellerinden kaynaklanıyordu. Bu işlevlerden ilki dua edenler yani kutsal işlevi temsil eden rahipler, ikincisi savaşanlar yani fiziksel güçle ilişkili işleri ifade eden savaşçılar ve son olarak çalışanlar yani üretici somut örnekleri olan köylüler ve sonradan katılan zanaatkarlardır.
     Karolenjler döneminde ve Alman kuralları ve Hristiyan görüşlerle şekillenen yaşam koşulları ve aynı zamanda Roma’nın yasal ve yasa dışı olan kültürel geleneklerle şekillenen ortamı içerisinde feodal kurumlar ortaya çıkmıştır. Bunlar sadece despotik kurallara, kanun ve başta Roma ve Alman imparatoru olmak pek çok Hristiyan otoritesi, kral ve halefleri arasındaki bağlantı olarak gurur, sosyal statü, zenginlik ve temelinde de toprakla ilgili olmaktadır.

    



16 Mart 2018 Cuma

SOPHOKLES - ANTİGONE


OYUN İNCELEME VE DEĞERLENDİRME YÖNTEMİ (KLASİK)

OYUN :  SOFOKLES - ANTİGONE

ZAMAN : Bir, gün doğumu ile batışı arası. Antigone öğle güneşinin aydınlığında yasağı delmeyi göze alır.

UZAM : Thebai
MEKAN :  Kral Sarayının Önü
KİŞİLER : Oyun dram olduğu için kişiler karakterdir.
·         ANTİGONE                                                         
·         İSMENE                                                        Kız Kardeşi
·         KREON                                                          Thebai Kralı
·         EURÜDİKE                                                   Kreon’un Karısı
·         HAİMON                                                       Kreon’un Oğlu
·         TEİRESİAS                                                    Kör Kahin
·         NÖBETÇİ
·         HABERCİ
·         KREON’UN HİZMETLİSİ
·         THEBAİLİLİER KOROSU
·         KREON’UN MAİYETİ
·         TEİRESİAS’IN YARDIMCISI

Denizli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu, Antigone (2012), Yönetmen : Sinan Küçüköz

ÇATIŞMA
İnsanın İnsan İle Çatışması :.Antigone – İsmene / Antigone - Kreon
İnsanın Soyut Varlıklarla Çatışması : Çektiği acılardan dolayı Zeus’u suçlar Antigone.
İnsanın Toplumla Çatışması : Halkın ölüyü gömdürmesi üzerine Kreon ile konuşması.

AKSİYON :
·         İç Aksiyon : Ölen abisi Polyneikes’in cesedinin gömülmemesinin Antigone’ye verdiği acı...
·         Dış Aksiyon : Bu acı doğrultusunda Kreon’a karşı gelerek abisinin cesedini gömmeye çalışması.

DRAMA : Tragedya 

DRAMATİK OLAY : Antigone’nin ölen abisinin cesedini yasağa karşı gelerek gömmek istemesi ve sonucunda gelişen ölümler..

KONU : Antigone, dünya edebiyatında ilk direniş örneği sayılmaktadır. Antigone’yi yargılamadan mahkum eden Kral Kreon, devlet gücünü, birey haklarını hiçe sayarak kullanmaya kalktığında Antigone, yaşamı pahasına, hoşgörüye, sevgiye dayalı bir hukuku ve birey haklarını savunmakta direnir.Antigone, günümüzde hala sürüp giden “İnsan devlet için değil, devlet insan için vardır.” tartışmasına gelen bir yanıttır.

ÖYKÜ :  Thebaili çift Oidipus ve Iokaste’nin dört çocuğu vardır: Eteokles ve Polyneikes,Antigone ve İsmene. Oidipus babası Laios’ katili ve annesinin kocası olduğu gerçeğini öğrenince, Laios ve İokaste kendilerini öldürürler. Taht Polüneikes ve Eteokles’e kalır. Ama Labkadoslar’ın ailesinde ezelden beri hüküm süren lanet çok geçmeden harekete geçer: Taht kavgası sırasında Polüneikes kardeşi tarafından Thebai’den sürülür ve babadan kalan mirası geri alabilmek için Argos’ta büyük bir ordu toplar.
     “Thebai Önünde Yediler” şehre korku salmışken, Kahin Theiresia’nın kehaneti üzerine Kreon’un küçük oğlu Megareus anayurdunu kurtarmak için kendini kurban eder. Tanrıların kimin yanında durduğunu ise Kapaneus’un sonu gösterir: Zeus’un yıldırımları ona tam duvara tırmanmak üzereyken isabet eder. Eteokles ve onun tarafından seçilmiş olan altı komutan Thebai kapılarını kahramanca savunurlar. Her yerde zafer kazanırlar, ama yedinci kapıda düşman kardeşler karşı karşıya gelirler ve çatışmada birbirlerini öldürürler. Oidipus’un lanetli evliliğinden geriye iki çocuk kalır böylece: Antigone ve İsmene. [1]

OLAY DİZİSİ :
1.      Antigonekardeşi Polyneikes’in cesedinin gömülmeyeceğini öğrenir ve kardeşi İsmene’ye yardım edip etmeyeceğini sormak için yanına gider.
2.      Olumsuz cevap alan Antigone bu işi tek başına yapacağını söyler.(Hamartia) [2]
3.      Kreon Thebai halkını toplar ülkenin kralı olduğunu duyurur ve Polyneikes’in cesedini kimsenin gömmeyeceğini, gömen ya da gömmeye çalışan birini görüp de söylemeyen olursa cezasını bulacağını söyler.
4.      Antigone tüm bunların farkında kardeşinin cesedini gömer.
5.      Nöbetçiler tekrar cesedi açar ve Antigone ağıtlar yakarak tekrar gömmeye çalışır. Fakat yakalanır ve Kreon’un önüne getirilir.
6.      Kreon koyduğu kurallara karşı geldiği için Antigone’yi ölümle cezalandıracağını söyler.(Hamartia Kreon)
7.      Kreon sonrasında İsmene’yi çağırır ve suça ortak olup olamdığını sorar. İsmene ortak olduğunu söyler her ne kadar Antigone buna karşı gelse de..
8.      Kreon’un oğlu Haimon Antigone’yi sever ve eğer Antigone ölürse kendisinin de öleceğini söyler babasına.
9.      Kreon İsmene ve Antigone’yi de zindana kapatır. Sonrasında İsmene’yi bir dağa gönderip öldürmekten vazgeçer.
10.  Kör kahin Kreon’un yanına gelir ve kötü şeyler olacağını haber verir. Bu neden le yaptığı işten geri dönmesini öğütler. Kreon, onun sözünü dinler ve Polyneikes’i gömdürür.
11.  Tam bu sırada Kreon Antigone’nin öldüğü haberini alır. Zindanda kendini asmış olan Antigone’yi oğlu Haimon görür. Babasından bir kılıç darbesiyle uzaklaştıktan sonra kılıcını kendine saplar.
12.  Haberi duyan Kreon’un karısı oğlunun acısına dayanamaz ve o da intihar eder.

TEMA :  Sağduyu (aklı selimlik)

KAYNAKLAR
1.      Antigone, Sofokles, Çev. Ayşe Selen
2.      Tiyatroda Yaşam-Oyun İlişkisi, Sevda Şener


ANTİGONE
Oy! Babamın lanetli evliliği!
Öz çocuğuyla, yani babamla birleşen
Anamın uğradığı felaketler!
Bu günahkar evlilikten doğan ben,
Duasız, onursuz,
Gidiyorum onların yanına.
Ardımdan göz yaşı dökülmeden,
Kimse tarafından sevilmeden,
Evliliğin tadını bilmeden
Çıkıyorum kaçınılmaz yolculuğa.
Zavallı benn, bir daha hiç bakamayacağım
Günün kutsal ışığına,
Ve kaderime ağlayan
Tek dostum bile yok.
Ey mezarım, ey gerdek yatağım,
Ey yeraltındaki zindanım! Orada
Kavuşmaya gidiyorum yakınlarımla;
Persefone o kadar çoğunu götürdü ki yer altına.
Şimdi de ben, en sonuncuları, ölüyorum en acı biçimde,
Gençliğime doyamadan hem de.
Ama yine de içimde bir avuntu var: Gelişim
Hoşgelir babama ve hoş gelir sana,
Anneciğim, ve sana, Eteokles.
Çünkü sizler öldüğünüzde, sizleri ellerimle yıkadım,
Süsledim, sunaklar sundum mezarlarınıza.
Ve şimdi, sana da ey Polüneikes
Son görevimi yerine getirdim diye,
Ödüllendiriliyorum işte böyle!
Ama akıllı insanlar, davranışımı yüceltir.
Çünkü eğer ana olabilseydim, evladım için,
Ölen kocam için, asla
İktidara karşı gelmezdim böyle bir davranışla.
Bunu bana söyleten yasa nedir?
Kocam ölecek olsaydı, başka birini bulurdum,
Ondan da bir çocuğum olurdu, birini kaybettiysem eğer.
Ancak Hades’teyse çoktan anayla baba,
İnsanın başka kardeşi olamaz bir daha.
İşte ben bu yasaya göre gömdüm seni
Sevgili kardeşim, ama Kreon
Suçlu saydı beni ve öfkelendi.
Şimdiyse pençesi kavradı beni sürüklüyor,
Ne gerdek yatağı, ne düğün türküsü,
Ne bir koca, ne de bir evlat düştü payıma.
Her türlü sevgiden yoksun, gidiyorum
Canlı canlı mezarıma.
Tanrıların hangi yasasını çiğnemişim ben?
Zavallı ben, tanrılara daha ne kadar yakarayım?
Kimden medet umayım?
Dindar olduğum için suçlu sayıldım!
Tamam, eğer tanrılar bunu uygun buluyorlarsa
Kabul ediyorum: hatamdan dolayı acı çekiyorum.
Ama suçlu beni yargılayanlarsa,

Daha beteri gelmesin onların başına.





The Last of Us 2 - Ellie & Joel's Song Lyrics


https://www.youtube.com/watch?time_continue=255&v=Lt1Od4r0BD0

The Last of Us 2 - Ellie & Joel's Song Lyrics

I am just a poor wayfaring stranger
Traveling truth this world of woe
There is no sickness, no toil, or danger
In the bright land to which I go
I am going there to see my mother
She said she'd meet me when I am come

I am just going over jordan
I am just going over home

I know dark clouds will gather 'round me
I know my way is rough and steep
But beauteous fields lie just before me
Where god' redeemed, their vigils kep
I am going there to see my father
I am going there no more to roam

So, I am just going over jordan
I am just going over home

I'll soon be free from every trail
This body rest in the ol' churchyard
I'l drop this cross of self-denial
And go singing home to god
I'm goin' there to see my savior
I am going there no more to roam

I am just going over jordan
I am just going over home
I am just going over jordan
I am just going over home
I am just going...


15 Şubat 2018 Perşembe

Leenane’in Güzellik Kraliçesi (The Beauty Quenn Of Leenane) / Martin Mcdonagh


leenane güzellik kraliçesi kitap ile ilgili görsel sonucu

OYUN İNCELEME VE DEĞERLENDİRME YÖNTEMİ (KLASİK)


OYUN : Leenane’in Güzellik Kraliçesi (The Beauty Quenn Of Leenane) / Martin Mcdonagh

ZAMAN : Kış ayları

UZAM : İrlanda, Galway, Leenane
MEKAN : Oturma Odası ve Mutfak

KİŞİLER : Oyun dram olduğu için kişiler karakterdir.
·         Mag Nolan ( 70’lerinde anne)
·         Maureen (40’larında kızı)
·         Ray Dooley (19’larında Pato’nun kardeşi)
·         Mike Dowd
·         Girleen
·         Martin Hanlon

leenane'in güzellik kraliçesi ile ilgili görsel sonucu
Leenane'in Güzellik Kraliçesi,İstanbul Dt
ÇATIŞMA
İnsanın İnsan İle Çatışması :.Maureen – Mag
İnsanın Kendisiyle Çatışması : Maureen yaptığını sandığı şeyleri aslında yapmamıştır.

AKSİYON : Anne kızının elinden alınmasından kız ise hayatının son fırsatını değerlendirememekten korkmaktadır.
·         İç Aksiyon : Maureen’in yaşadığı hayattan memnun olmaması. Mag’in de yalnız kalmak istememesi.
·         Dış Aksiyon : Bu memnuniyetsizliği annesinin hayatının sonlanmasına bağlaması ve ona eziyet etmesi. Yine kızının evden gitmemesi için Mag’in ona duygu sömürüsü yapması.

DRAMA :  Dram

DRAMATİK OLAY : Pato’nun gelip Maureen’i yaşadığı hayattan kurtulması için ümit vermesi.


KONU : Hastalık hastası yaşlı anne, her ne kadar Hamm gibi kötürüm ve kör değilse de , iki kızının evlenip uzaklaştıkları evden çıkamamış geçkince kızı Maureen’i elinden kaçırmamak için sürekli duygu sömürüsü yaparak , köle gibi kullanması.

ÖYKÜ :  Diğer çocukları annesini bırakıp gitmiş olan Mag Maureen isimli kızıyla aynı evi paylaşmaktadır.

leenane güzellik kraliçesi kitap ile ilgili görsel sonucu
The Beauty Queen Of Leenane, Druid Theatre

OLAY DİZİSİ :
·         İlk sahne Mag’in marketten dönen kızına yemeklerini hazırlatması ile başlar.
·         Maureen tavuklara yem vermeye gittiğinde kapı çalınır ve amcasının veda partisine davet etmek için Ray içeri girer.
·         Ray’in bıraktığı notu yakan Mag kızı gelince heyecanlanır. Maureen birilerinin gelip gelmediğini sorar fakat Mag önce “Hayır.” Dese de sonrasında Ray’in uğradığını söyler.
·         Amcasını uğurlayan Pato ve flörtü Maureen eve gelir ve Maureen ile biraz konuştuktan sonra sevişirler.
·         Sabah olduğunda Pato Mag’e yulaf ezmesini hazırlar, Maureen ise kalktığında Pato’yu uzun uzun öper Mag’in önünde.
·         Bu sırada Mag kızının bir zamanlar akıl hastanesinde yattığını söyler Pato’ya.
·         Pato’nun onu beğenmediğini düşünen Maureen üzülür ve Pato’nun da İngiltere’ye gitme vakti gelmiştir.
·         Uzun zaman sonra Pato’dan bir mektup gelir.Mektupta annesini huzur evine ya da kardeşlerinin evine göndermesini ister Maureen’den. Kendisinin de Lenane’ye geleceğini de ekler.
·         Pato aynı zamanda kardeşi Ray’e de bir mektup yollar Bu mektuplar içinde birkaç mektup daha Pato başka arkadaşlarına da mektup yazmıştır ve bu mektupları iletmesi için ray’ e göndermiştir. İçlerindeki en önemli mektup Maureen’e dir.
·         Ray Maureen’e mektubu vermek için evine gider fakat evde sadece annesi Mag vardır. Bekler fakat Maureen gelmez. Mektubu masanın üzerine bırakıp gitmek zorunda kalır.
·         Pato’nun veda toplantısına davet edilmeyen üzgün Maureen, Mag’e Pato’dan ayrıldığını söyler.
·         Mag Pato’nun gönderdiği mektubu okuduğunu yanlışlıkla ağzından kaçırır. Bunu duyan Maureen ocakta kızarttığı yağı annesinin eline dökerek mektupta yazanları annesinin ağzından almaya başlar.

TEMA :  Umut

KAYNAKLAR
1.      Lenane’in Güzellik Kraliçesi,MartinMcdonagh,Çev.Sevgi Sanlı

PS : Bu oyun klasik biçimde inceleme yeterli değildir. Göstergebilimsel vb. gibi ayrıntılı inceleme yöntemlerine başvurmak daha doğru olur. 







Lysistrata - Aristophanes


lysistrata kitap ile ilgili görsel sonucu

OYUN İNCELEME VE DEĞERLENDİRME YÖNTEMİ (KLASİK)

PS : Aristophanes metninde Spartalılar’a, Lisistrata adını duyunca Lisistratos dedirterek onları ille de erkek olarak düşündüklerini ve erkek-egemen eğilimde olduklarını ima etmektedir.

“Oğulları doğuran biz ,büyüten biz,
Sonra da onları cepheye gönderen biz.”


OYUN : ARİSTOPHANES / LYSİSTRATA

ZAMAN : 412-414 Dekeleia – İon Savaşı başlarına denk geliyor. Oyunda da savaş dönemi.

UZAM : ATİNA
MEKAN :  Atina’da bir sokak, sonra Akropolis yakınında, daha sonra Akropolis’in önünde. Metinde Akropolis’ten kale olarak söz edilmektedir.
KİŞİLER :
·         LİSİTRATA (Sözcük anlamaı : ordu bozan)
·         KALONİKE
·         MÜRRHİNE
·         LAMPİTO
·         MECLİS ÜYESİ BEYEFENDİ
·         KİNESİAS
·         ELÇİ
·         Altı Kadın
·         Spartalılar
·         Atinalılar
·         Bir Hizmetkar
·         Atinalı Yaşlı Erkekler Korosu
·         Spartalılar Korosu
·         Atinalı Kadnılar Korosu
Konuşmayan Kişiler
·         Kadınlar,Esirler,Uzlaşma Tanrıçası
lysistrata ayşenil ile ilgili görsel sonucu
*Lysistrata, İstanbul Aydın Üniversitesi, Ayşenil Şamlıoğlu Rejisi..

ÇATIŞMA

İnsanın İnsan İle Çatışması :.Mürrhine – Kinesias
İnsanın Toplumla Çatışması : Lysistarata’nin kadınlara özgürlük vermeyen toplumla çatışması

AKSİYON : Toplumun güç dengesinde kadınların da rol alması.
·         İç Aksiyon :  Lysistrata’nın kadınların da söz hakkı alması gerektiğini  içten içe savunur ve barışı sağlamanın yolunun buradan geçeceğine olan inancı iç aksiyonu oluşturur.
·         Dış Aksiyon : Barışı sağlamada ve kadınların da toplumda söz hakkı almasını sağlamada önce kadınları bilinçlendirmek ve örgütlemek istemesi dış aksiyonu oluşturur.

DRAMA :  Komedya

DRAMATİK OLAY :  Toplumlar arası barışı sağlamak için Lisistarata’nın yaptıkları dramatik olayı oluşturmaktadır.

KONU : Atina kenti ile komşu Sparta kenti arasında uzun yıllardır süren kardeş savaşına son vermek için iki kentin kadınlarının anlaşarak erkeklere oynadıkları oyunu anlatan fantastik bir komedya.

ÖYKÜ :  Atinalı erkeklerin savaş ve savaşın getireceği para arzularından,çocuklarını devlete asker olarak yetiştirmekten, savaşan erkekleriyle sevişememekten yakınan Lisistrata’nın aklına, kadınların ülkeye barışı getirebilecekleri düşüncesi gelir. Bunu uygulamak için de tüm kadınları toplar ve erkeklerinden uzak durarak savaştan vazgeçmelerini sağlamayı önerir. Ara sıra zorlansalar da tüm kadınlar birleşir ve ülkeye barışı getirirler.

OLAY DİZİSİ :
·         Lysistrata’nın aklına ülkeye barışı getirme fikri düşmüştür ve tüm kadınları başına toplar.
·         Kadınlara erkeklerinden uzak dururlarsa, erkeklerinin barışı savunacaklarını söyler. Ve erkeklerini barışa zorlamak için yemin ettirir.
·         Bir yandan da yaşlı kadınlar altınların yığılı olduğu Akropol’ü işgal eder. Parayı güvence altına almak ve erkekleri savaşa kışkırtmamak için.
·         Erkekler Akropol’e varır ve kapıyı açmazlarsa kadınları ve buraları ateşe vereceklerini söyler.
·         Erkeklerin ateşine karşılık kadınlar da kova kova su ile karşılık verir onlara. Burada su ve ateş metaforu kullanılmıştır.
·         Meclis üyesi ve polisler çağrılır kadınların tutuklanması için. Fakat Lisitrata’nın kadınları teslim olmaz.
·         Hazineyi kadınların koruyacağını ve maliye ile kadınların ilgileneceğini söyler Lisistrata Meclis Üyesi’ne..
·         Akropol^deki paranın savaş için gerekli olduğunu söyleyen meclis üyesine Lisitrata savaşın gereksiz olduğunu ve erkekleri kadınların kurtaracağını söyler.
·         Lisistrata savaşı gönderecekleri elçiler yoluyla çözeceğini söyler.
·         Kale’yi korurlarken bazı kadınların erkeklere kaçtığın görür Lisitrata ve onları uyarır. Bu sırada bir erkek çocuğu ile Knesias içeri girer ve Mürrhine’nin eve dönmesini ister. Mürrhine onun arzularını uyandırır fakat istediğini vermez. Sadece kocasının barışı istediğini duyarsa geri döneceğini söyler.
·         Sonunda erkekler asla kadınlara kötülük etmeyeceklerini söyleyip barışı teklif ederler.
·         Ülkelerine gelen Spartalılarla Lisitrata konuşur ve önceden size yardım etmiş olan Atina’yı şimdi nasıl yağmalamak istediklerini sorarak barışı teklif eder.

TEMA :  Barış

KAYNAKLAR
1.      Aristophanes, Lysistrata, Çev. Yılmaz Onay, Mitos Boyut